top of page
  • Yazarın fotoğrafıVolkan Mirzalı

Sınırlamaların Yokluğu Sanatın Düşmanıdır

🏠Amsterdam'daki evler sizce neden bu kadar dar? Aslında konu başlangıçta büyüleyici bir Hollanda estetiği yaratmakla ilgili değildi; bu, bir binanın kanal cephesinin genişliğine dayalı vergilere doğrudan bir yanıttı. 


🏙16. yüzyılda Amsterdam ticari bir merkez haline geliyordu. Ticaret ve nüfus arttıkça, doğal olarak, özellikle de kanalların çevresindeki alanda daha fazla rekabet oluştu; çünkü ticaret tamamen teknelerle yapılıyordu. Bunun bir sonucu olarak yetkililer bir mülkün kanal cephesinin genişliğine inşaat vergisi koydu.


🏘Bu sebeple insanlar da az vergi ödemek için dar evler inşa ettiler. 21.yüzyılda gördüğümüz şey, Amsterdam'ın güzel kanalları boyunca dizilmiş büyüleyici, kendine özgü eni dar Hollanda evleridir.


🏟Paris'i ele alalım. Burada tamamen estetik kaygılarla birleştirilmiş binaların mükemmel bir örnekleri bulunuyor. 19.yüzyılın ikinci yarısında orta çağ kenti yıkılıp yeniden inşa edilirken, bu dönüşümü denetlemekle görevli Baron Haussmann, cepheler hakkında pratik yönetmeliklerle diktatörce kurallar uyguladı, belirli tasarımlar belirledi ve hatta hepsinin kurallara göre inşaatını zorunlu kıldı. 


🏢1783'ten itibaren Paris'in farklı bir düzenlemesi de yükseklik sınırlamasıydı. Binaların yüksekliği 20 metreden fazla olamazdı. Bu, başta hedeflenmeyen başka bir estetik zaferi doğurdu, mansart tipi çatıların geniş çapta benimsenmesine ve bunun sonucunda dünya çapında yayılmasına yol açtı. (Benzer bir yaklaşımı Franco dönemi sayesinde Madrid ve Barselonada da görebilirsiniz)



🛕Mimarlıktan bahsederken tarzlara (Gotik, Klasik, Bauhaus veya Art Nouveau) veya belirli bazı mimarların eserlerine odaklanmak kolaydır. Ancak görünen o ki, vergiler gibi görünüşte sıkıcı olan şeyler, bölgesel estetiği ve mimari kimliği şekillendirmede çoğu zaman çok daha önemli ve güç olmuştur. Güzel mimari her zaman "stillerle" ilgili değildir. Bazen tesadüfen olur.


🏛Tüm bu örnekler mimarinin her zaman "stil" ile ilgili olmadığının kanıtıdır. Aslına bakılırsa bazen en iyi mimari, "güzel binalar yaratma" niyetinin doğrudan bir sonucu değil, zor sorunlara akıllı çözümlerin bir sonucudur.


🏡Orta Çağ Alman evlerinin dik çatıları, Yemen'deki Hadhramaut'un kerpiç kuleleri, İzlanda'nın çim kulübeleri veya Akdeniz'in dört bir yanındaki geleneksel mimarideki avluların varlığı. Bunların hepsi basit estetik tercihlerden ziyade kısıtlamalara, sorunlara ve ihtiyaçlara yanıt veren mimari örnekleridir.


🏩Dünyanın mimari harikaları bile doğası gereği tamamen estetik değil. Orta Çağ Avrupa'sının büyük Gotik katedralleri, Hindistan'ın muhteşem merdivenleri ve Azteklerin katmanlı piramitleri; inşaatçılarının, örneğin paslanmaz çelik, çimento, düz cam veya vinçlere erişimi olsaydı, hepsi farklı görünürdü.


Orson Welles, "Sınırlamaların yokluğu sanatın düşmanıdır" dedi. Çok doğru, gerçi belki o zamanlar aklında Hollanda vergi düzenlemeleri yoktu.


@culturaltutor

1 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page