top of page
  • Yazarın fotoğrafıVolkan Mirzalı

Balkan Harbinin Toplumsal Etkileri

Büyük kızım dün akşam eve girer girmez benimle konuşmak istediği bir konu olduğunu söyledi. Arkadaşları nerelisin diye sorduklarında İstanbul'luyum dese de inandıramamış. Çünkü bizim yaşadığımız coğrafya da öyle bir gerçeğimiz var ki 3 göbek öncesi büyüklerimizin çoğu başka yerlerden gelmiş olma olasılığı çok yüksektir.

Balkan Savaşları, Osmanlı İmparatorluğu için önemli ve zorlayıcı bir dönemi işaret eder. 1912-1913 yıllarında gerçekleşen savaşlar, imparatorluğun zaten zayıflayan güç dengesini daha da sarsmıştır. Yaşanan büyük toprak kayıpları ve başlattığı içsel sorunlarla birlikte, Türk toplumunda derin etkiler bıraktı. Savaş sonrasında ortaya çıkan resim, büyük göç dalgalarına neden oldu.

İmparatorluk döneminin sonu ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu sırasında yaşananları sadece kronolojik iktisadi veya siyasi gelişmeler ışığında incelemek son derece yanlış olur. Çünkü 93 harbi ile başlayan Balkanlardan Anadolu'ya göçler toplumsal kompozisyonu ve toplum içindeki bireylerin yaşama bakışındaki farklılaşmayı da beraberinde getirmiştir.


İlber Ortaylı Balkan Harplerinin sonucunun İmparatorluğun yıkılışından da ötede bir safhayı işaret ettiğini belirtmektedir. Balkanlarda yaşananların bir faciaya dönüşmesinin asıl nedeni, Batı Trakya gibi, Güney Bulgaristan gibi nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bu yerlerin, bir anda imparatorluğun dışında kalması olmuştur. Yani aslında "anavatanın kaybı" olarak yorumlanan olay budur.

Bundan tam 111 yıl önce 19 Kasım 1912 de bir dizi muharebenin sonuncusu olan Manastır muharebesinin sonunda (hemen öncesinde Kumanova ve Pirlepe muharebeleri) Osmanlı İmparatorluğu 1353 yılından beri beş asırdır idaresini yürüttüğü Balkanlar da Edirne dahil olmak üzere tüm topraklarını kaybetmiştir.


1913'teki ikinci Balkan Harbinde Edirne geri alınmış olsa da bu savaşlar İmparatorluğun kaynaklarını tüketmiş, ekonomik sıkıntıları artırmış askeri ve ekonomik gücünü daha da azalmıştır. İçsel çalkantılar ile istikrarsızlığını artırdığı gibi, çöküş sürecini hızlandırarak sonraki yıllarda çeşitli isyanlara zemin hazırlamıştır.


Balkan Harbi öncesi Balkanlardaki toplam nüfus 7 milyona yakındı ve bunun %33'ünü biz oluşturuyorduk. Ancak 93 harbinin etkisi ile 1,5 milyon soydaşımız Anadolu'ya göç etmişken 870 bin soydaşımız savaş öncesi orada kalmıştı.

Balkan Savaşları sonrasında yaklaşık 300 ila 400 bin kadar soydaşımız daha, yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı. Bu büyük göçler, sadece maddi kayıplarla değil, aynı zamanda kültürel bağların kopması, ailelerin ayrılması gibi duygusal zorlukları da beraberinde getirdi.


Göç edenler, Anadolu'ya yerleştiklerinde, yeni bir yaşam inşa etmek zorunda kaldılar. Bu süreçte, toplumsal dokuda değişim yaşandı, yeni yerleşim yerlerinde topluluklar arasında dayanışma ve dayanma gücü ortaya çıktı. Bu nüfus hareketliliği Türkiye'nin modernleşme sürecini etkileyen faktörlerden biri oldu. Sadece o dönemin değil, aynı zamanda sonraki yılların sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimini de etkiledi. Bu aslında yaşanan yıkımın tek kazancı da sayılabilir.

Çeşitlilik bizim coğrafyamızın en büyük güzelliği.

16 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page